Hanımlar Kendinizi Unutmayın
- 26 Kas 2016
- 2 dakikada okunur

Biz kadınlar annelik duygusu üzerine yaratılmışız. Doğduğumuz an başlıyor, merhamet, şefkat ve sevme sevilme isteği. Hiç dikkat ettiniz mi erkek çocukları belli bir yaştan sonra sizden yavaş yavaş uzaklaşırken kız çocukları daha çok yaklaşmaya, sarılmaya, öpmeye başlarlar ebeveynlerini. Çünkü sevmek duygusu doğamızda var. Aynı şekilde sevilmek gibi yoğun bir arzu hissediyoruz. Güven eksikliği değil aslında kadınların sevgililerine bağlılıkları, sevmeyi bütün anlamıyla yaşamak istemekten kaynaklanıyor bu bağlılık.
Küçük bir kız çocuğu bebeğini sarar sarmalar, öper, doyurur, uyutur, sever... Bebeğini biri hırpalasa aynı anne gibi bebeğini korumak için elinden geleni yapar çünkü canı acır diye düşündüğü bebeği için kendi minik yüreği de acır. İşte böyle başlar kadınlardaki hayat rolü. O küçük kız sevilmek için büyüklerinin sözünü dinler, tartar onların her hareketini, ne yaparsa onlar ne yapıyor gözlemler, kendi minik dünyasında şekillenmeye başlar ne yapması gerektiği. Benim naçizane bir tespitim var. Hani hep derler ya kadınlar çok konuşur diye. Bir gün küçük kız yeğenimi ve ortamdaki diğer kişileri izlerken fark ettim ki aslında kadınları konuşmaya iten gerçekten konuşmak istemeleri değil. Aslında küçük yaşta kız çocuklarının yaptıkları ile ilgili açıklama yapmak zorunda bırakan büyükler, erkek çocuk ve kız çocuk aynı durumdayken erkek çocuktan açıklama beklemeyen ama kız çocuğuna açıklama yaptıran büyükler... Bu böyle evrim geçirerek ilerledikçe o minik kız büyük bir kadın olduğunda da aynı şekilde uzun uzun anlatma gereği duyuyor olanları. Aslında amaç ne yaptığını, nasıl yaptığını paylaşmak değil. Amaç maalesef bilinçaltında bulunan hesap verme zorunluluğu. Ben bunu kendimi düşünürken sorguluyordum. Neden sevgilim, eşim, abim veya babam dışarıda geçirdikleri vakti bir cümleyle belki de bir kelime ile anlatırken ben hiç hoşuma gitmese de uzun uzun anlatıyorum diye. Ve fark ettim ki tanıdığım hatta tanımadığım ama şikayetçi olunan kadınlarda aynı. Aslında çok yorgun ve konuşmak yerine sessizlikle dinlenmek istemelerine rağmen uzun uzun anlatıyorlar her ne ise yaptıkları. Oysa iki cins içinde güvenilmek, güven vermenin temelidir. Sevilmek sevmenin temelidir. Çocuklarımızı yetiştirirken onların geleceğini şekillendirecek ilk kişiler bizleriz. Eğer kız çocuğunuz size arkadaşı ile ilgili bir olay anlattığında uzun uzun sorgular ve sonunda onu eleştirirseniz. Çocuğunuz size artık her olayı uzun uzun anlatacak, bazı gerçekleri saklayacak ve belki de yalan söylemeye başlayacaktır.
Bunu engellemek sizin elinizde. Birde nedense hala yıl 2016 ve kız çocuğu ev işlerine yardım etmeli ama erkek çocuğu yapmamalı anlayışı mevcut. Neden yapmamalı? Bir de anlamadığım bu düşünceyi savunanlar eşlerinin kendilerine ev işlerinde yardımcı olamamalarından yakınanlar... Yapsınlar kendileri için yapsınlar. Ben herkesin her şeyi öğrenmesi gerektiğini savunuyorum. Öğretmediğimiz erkek çocuğu yarın eşine hüküm süren bir adam yapmalı dediğiniz kız çocuğu ise evlendikten sonra kendini evine ve eşine adayan sonra çocukları olduğu için onlara adayan. Eşi filinta gibi gezerken kilo almış, saç dipleri gelmiş, elleri kırışmış kadınlar olarak gezerler. Yapmayın, yapmayalım ben de yaptım oradan biliyorum. Değmez hiç değmez. Bakın kendinize her kim olursa olsun tek geldik tek gidicez...


















Yorumlar